33 C
Diyarbakır
Cuma, Eylül 18, 2020

AB’nin enerji güvenliği

Okumalısınız

‘Başarmamak için kişinin önünde kendisinden başka engel yoktur’

"Kürdistan"daki soykırım tüm soykırım çeşitlerini kapsar. Sadece fiziki değil kültürel ve her çeşit soykırımdan bahsediyorum. Yani...

Hamle ve ulusal birlik çağrısı-Ferda ÇETİN

KCK’nin Kürdistan’da, Avrupa’da ve Kürtlerin yaşadığı tüm alanlarda “Tecride, Faşizme ve İşgale Son, Zaman Özgürlüğü Gerçekleştirme Zamanıdır”...

Direnerek başarma zamanı!

KDP desteği Başûrê Kurdistan’ı Türk devletinin mandası haline getirdi. Bundan dolayı, Başûrê Kürdistan’da, ‘İşgale Son; Kürdistan’ı Savunma...

Ortalama batılı bir insan uyandığı andan itibaren enerji tüketmeye başlar ve günü enerji tüketerek bitirir. Az gelişmiş ülkelerin insanları nispeten daha az enerji tüketerek hayatlarını sürdürebilirler; fakat endüstriyel olarak gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar attıkları her adımda enerjiye gereksim duyarlar.

Bu kadar enerji tüketimi bu toplumları enerji bağımlısı haline getirmiştir. Bu ülkelerde devletin ve endüstrinin en önemli kaygısı; bir gün, herhangi bir sebepten toplumsal temponun sürdürülebilmesi ve toplumun gelişimine koşut olarak ortaya çıkan ek enerji ihtiyacını karşılayamamaktır.

Yukarda bir ihtimal olarak ifade etttiğimiz durum bütün toplumlar için çok kötü bir şeydir; fakat gelişmiş batılı ülkeler için bir felakettir.

Almanya’da karneyle benzin satıldığını veya günün sadece belirli saatlerinde elektrik tüketildiğini düşünün, böyle bir durum Almanya’daki bütün toplumsal hayatını derinden etkileyecektir. Modern insan her şeye kolay ulaşabildiğini düşündüğü için bu varsayım bir çoğumuza çok mümkün gibi gözükmeyebilir.

Fakat pekala mümkün; hiç birimiz bundan bir kaç yıl önce bir pandeminin patlak vereceğini ve toplum hayatını bu kadar derinden etkileyeceğini düşünemezdik. Bugünden ön göremeyeceğimiz bir doğal felaket veya enerjinin geçiş güzergahındaki bir ülke enerjinin Batı pazarlarına aktarılmasını pek ala bilinçli olarak engelleyebilir veya zorlaştırabilir.

Bu ihtimallerin hepsi Avrupa Birliği (AB) için birer felaket senaryosudur. AB ülkelerinin yöneticileri böyle bir senaryoyu engellemek için enerjide tek bir kaynağa bağımlı olmamaya, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve özellikle AB kendi içinde enerji üretimini artırmaya çalışıyorlar.

Kimi olaylar AB’nin enerji politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olmuştur. 2006 yılında Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan doğalgaz krizi de bunlardan biridir. Ukrayna/Rusya arasında yaşanan kriz sonrası AB’nin enerji arz güvenliğinin ciddi bir risk altında olduğu anlaşılmış ve bunun için AB içinde bir çalışma başlatılmıştır.

ABD’den sonra dünyada en fazla enerji AB ülkelerinde tüketilmektedir. AB petrol tüketiminin yüzde 81’ini, doğalgaz tüketiminin yüzde 54’ünü ve katı yakıtlarını yüzde 38’ini yabancı kaynaklardan tedarik etmektedir. Avrupa komisyonu yaptığı çalışmalar sonucuda 2030 yılında Birliğin enerjide ithal bağımlılığının yüzde 70’lere varacağını tahmin etmektedir.

Bu baskı AB ülkelerini Rusya dışında yeni arayışlara yöneltmiştir. İlk olarak Basra Körfezinden çıkarılan petrol ve doğalgazın Doğu Akdeniz üzerinden AB ülkelerine ulaştırılması için çabalar yoğunlaştırılmıştır. (Birçok bağımsız gözlemci Suriye’de yaşananları bu sürecin bir parçası olarak görmektedir.)

İsrail ve Mısır karasularında zengin doğalgaz yataklarının bulunması ile başlayan daha sonra Doğu Akdeniz’de yeni petrol ve doğalgaz yataklarının keşfi ile devam eden süreç, AB’nin bölgeye ilgisini artırmıştır.

Avrupa Birliği, Basra Körfezinden getirilmesi planlanan enerji hatlarının ve Doğu Akdeniz’de bulunun petrol ve doğalgazın güvenli bir şekilde Avrupa pazarlarına aktarılmasını istiyor. Bunun için İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır arasındaki ilişkileri destekliyor ve bu ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesini teşvik ediyor.

AB, Kuzeyde Putin tarafından kontrol edilen doğalgaz hatlarına ilaveten Güneyde Doğu Akdeniz üzerinden gelen enerji hatlarının her fırsatta Avrupa Birliği’ni mültecilerle tehdit eden Erdoğan Rejimi tarafından kontrol edilmesini istemiyor. Aksine çok daha pahalı olmasına rağmen boru hatlarını denizden Yunanistan’a oradan da Avrupa pazarlarına ulaştırmak istiyor.

Erdoğan rejimi ise Doğu Akdeniz’de inisiyatifi ele geçirerek ömrünü uzatmak, enerjinin geçiş hatlarında etkinliğini artırarak Avrupa Birliği üzerinde mülteciler dışında ikinci bir baskı alanı oluşturmak istiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron bunu görüyor ve başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın geri kalanını Erdoğan rejimine karşı geç olmadan tedbir almaya çağırıyor.

Yeni Özgür Politika/cafer TAR

En Çok Okunanlar

Heqi Armanc: Heftanîn’e yönelik saldırılar Kuzey ve Güneyli bazı ‘ihanetçi Kürtlerin desteğiyle’ gerçekleşti

HPG komutanlarından Heqi Armanc, Kuzey ve Güney Kürdistan'daki etkili gerilla eylemlerine dikkat çekerek, her eylemin balyoz gibi...

HSM Komutanlığı: Tüm gerilla ve öz savunma güçleri hamleye tam katılım sağlayarak öncülük rolünü yerine getirecek

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, tüm birimlerinin faşizmi yenilgiye uğratmak üzere hamleye güçlü katılacağını belirterek, başarılar diledi.

Lekolin: KDP, MİT’e istihbarat sağlamak için araçlara GPS takıyor

Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarını sürdüren Türk Devleti’nin istihbarat teşkilatı MİT ve işgale destek sunan KDP, Duhok’ta...

HPG: Xakurkê şehitlerini saygıyla anıyoruz

Xakurkê’de 11 Eylül günü şehit düşen 3 gerillanın kimliğini açıklayan HPG, “yoldaşlarımız, fedai militan duruşun temsilcileri olarak...

‘Başarmamak için kişinin önünde kendisinden başka engel yoktur’

"Kürdistan"daki soykırım tüm soykırım çeşitlerini kapsar. Sadece fiziki değil kültürel ve her çeşit soykırımdan bahsediyorum. Yani...

İntikâm Birimleri: Hamleye katılıyoruz, faşizmi yıkacağız!

KCK'nin hamlesini sahiplenen İntikâm Birimleri, "Öz savunmada öncü olacağız. Faşizme ait her şeyi yakıp yıkacağız" mesajını verdi....

En Son Paylaşılanlar

%d blogcu bunu beğendi: