33 C
Diyarbakır
Cuma, Eylül 18, 2020

12 Eylül faşizmi Türkiye ve Kürdistan’ı açık bir zindana çevirdi – Kemal SOBE

Okumalısınız

‘Başarmamak için kişinin önünde kendisinden başka engel yoktur’

"Kürdistan"daki soykırım tüm soykırım çeşitlerini kapsar. Sadece fiziki değil kültürel ve her çeşit soykırımdan bahsediyorum. Yani...

Hamle ve ulusal birlik çağrısı-Ferda ÇETİN

KCK’nin Kürdistan’da, Avrupa’da ve Kürtlerin yaşadığı tüm alanlarda “Tecride, Faşizme ve İşgale Son, Zaman Özgürlüğü Gerçekleştirme Zamanıdır”...

Direnerek başarma zamanı!

KDP desteği Başûrê Kurdistan’ı Türk devletinin mandası haline getirdi. Bundan dolayı, Başûrê Kürdistan’da, ‘İşgale Son; Kürdistan’ı Savunma...

Aradan kırk yıl geçmesine rağmen, 12 Eylül rejimi AKP-MHP faşizmiyle katmerleşerek devam etmektedir. Hükümetler geldi geçti, başbakanlar değişti, cumhurbaşkanları değişti, meclisteki vekiller defalarca değişti, bakanlar kurulu kaç defa değişti, ama 12 rejimi değişmedi, çoğalarak ve daha da şiddetlenerek devam ediyor. 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbeyi sadece bir askeri bir darbe olarak görmek yanlış olur. 12 Eylül, Türkiye’de bir sistem yarattı. Darbenin amacı sadece gelişen toplumsal mücadeleyi bitirmek, ezmek değil, mücadele edemeyen, direnmeye cesaret edemeyen,  korkak, edilgen ve pasif bir toplum yaratmayı hedefledi. 12 Eylül’ü, 12 Mart’ın bir devamı olarak ta değerlendirebiliriz. Toplum karşıtı ilk darbe 12 Mart 1971’de oldu, sol ve demokratik kesimler hedeflenerek, toplumsal mücadelenin önüne geçilmek, bitirilmek istendi.

12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinin arkasında NATO ve Batı emperyalist güçlerle onların Türkiye’deki yerel ayakları olan komprador işbirlikçi burjuvazi var. Türkiye’de olası bir devrim, sermayenin sonunu getirebilirdi, bütün servetlerini kaybedebilirlerdi. Bundan korkan bir Tüsiad ve global sermaye güçleri, hem bu toplumsal mücadeleyi bitirmek ve hemde Türkiye üzerinde siyasi ve ekonomik olarak daha çok hakimiyet kurmak için, 12 Eylül askeri darbesini yaptırdılar, bütün sol, sosyalist, yurtsever, devrimci güçleri  hedefleyerek bitirmek istediler. Sadece belli bir devrimci kesim üzerinde değil, aslında bütün toplum hedeflendi, devrimcilere sempati duyan sol ve devrimci güçlerin örgütlü olabilecekleri bütün şehirler, köyler ve mahalleler günlerce hatta aylarca asker ablukasına alındı. 12 Eylül bütün Türkiye’yi açık bir hapishaneye çevirmişti, binlerce, onbinlerce devrimci demokrat ve yurtsever insan tutuklanarak zindanlara konuldu, bir o kadarı da yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Sadece 2 yılda 200 devrimci işkenceyle ve asılarak öldürüldü. 12 Eylül, zindan içinde zindan yaratmak demektir. Darbe sadece devrimcileri zindana koymakla kalmadı, devrimcileri siyasi amaçlarından vazgeçirmek için insanlık dışı ne varsa hepsini denediler ve sonuç almak istediler. Zindanda devrimciler siyasi hedeflerinden vazgeçirilip, esir alınırsa, dışarıdaki mücadele daha kolay bastırılır ve toplum ürkütülür, müdaceleye destek olmaz hesabını yapıyorlardı, darbeci güçler.

12 Eylül’ü çok yönlü olarak değerlendirmek mümkündür. Hem bir baskıcı darbe, hem Türkiye’yi dışarıya daha çok bağımlı hale getiren bir rejim, hem anayasayı değiştirip işçi haklarını ve ücretlerini dondurma, hem serbest piyasa ekonomisini daha çok yaygın hale getirme, kamu mülkiyetlerini özelleştirme ve herşeyi özel holdinglere satma ve hemde korkak ve pasif bir toplum yaratmayı hedefledi, 12 Eylül. Dikkat edilirse 1980’lerde Türkiye’de korkunç bir zam dönemine girildi, her şeyi özelleştirme kampanyaları başlatıldı, her hafta zam üstüne zam yapılıyordu, ülkenin kapıları ardına kadar açılmıştı global sermaye güçlerine Özallı yıllar, global sermayenin Türkiye’yi hem siyasi ve hemde ekonomik olarak kuşatma altına aldığı yıllardı ve bu kuşatma hala devam etmektedir. En son AKP eliyle onlarca kamu mülkiyeti özelleştirildi, satıldı. Özellikle 12 Eylül sonrası oluşan hükümetlerin hepsi global sermayenin ve onun ülke içindeki uzantısı ve temsilcisi olan Tüsiad’ın direk temsilciliğini ve hizmetçiliğini yapmışlardır.

12 Eylül sonrası kurulan hükümetlerin hepsi ekonomide neoliberal politikalar uyguladılar ve bu politikalar AKP-MHP’yle dahada korkunç bir boyut kazanmış durumda. Türkiye hiçbir dönemle kıyaslanmayacak ölçüde her bakımdan bir kırılma, dağılma ve iflas yaşıyor Özalla sivil olarak yoluna devam eden 12 Eylül rejimi Türkiye’de mafyavari ve çetevari bir hırsızlar hükümetleri yarattılar. Her tarafta hırsız, mafya ve çeteler türedi, devletin içi çetelerle doldu, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve devletin parasını yan cebe koymak bir kültüre dönüştü, iktidara gelen partiler zenginleşerek gittiler. Sadece bu kadarla kalınmadı, toplumsal bir yozlaşma ve çürüme başladı.

Kürdistan sürekli özel olarak cunta rejimiyle yönetildi. Özellikle son yıllarda Kürdistan harap edildi ve bu saldırılar devam ediyor. Yasal zeminde de Kürtlerin kazanımları hedefleniyor, iradeleri kabul edilmiyor. HDP belediyelerine kayyum atanmaları ve HDP’ye, işçilere, köylülere, öğrencilere, avukatlara, sistemden zarar gören bütün devrimci, demokrat ve hak arayan her kesime saldırılar artarak devam etmektedir. Tabi Kürtler için bu rejimin yaklaşımı yüz yıldır daha özel savaş şeklinde olmuş, devlet terörüdür.

AKP hükümeti, 12 Eylül rejimini temsil ediyor. Zaten siyasal İslamcı güçler, 12 Eylül’ün bir ürünü olarak peydahlandılar. Şu an, Türkiye’nin hiçbir döneminde olmadığı kadarıyla dinci cemaat ve tarikat ülkenin başına bela edildi. 12 Eylül en çok kendisini Amed zindanlarında sonuca ulaştırmak istemiştir, ama en çokta Amed zindan direnişlerinde ve dışarıda gelişen büyük direnişlerle gereken dersi almıştır. Kürdistan Ulusal Devrimci Mücadelesi, 12 Eylül’ün hasaplarını ters yüz etmiş, 12 Eylül’ün en azından Kürdistan’da defterlerini dürmüştür. 12 Eylül rejimi ve geleneksel inkarcı sistem, Kürdistan’da siyaseten iflas etmiştir. 12 Eylül, Türkiye’ye her yönden çok kan kaybettirdi ve toplum hala bunun enkazı altındadır. Kürdistan Ulusal Devrimci Hareketi. 12 Eylül rejiminin yarattığı ve toplumu esir ettiği baskıcı sistemi bütün Türkiye ve Kürdistan’da ortadan kaldıracak, yeni bir yaşamın temellerini inşa edecektir. Türkiye ve Kürdistan’da yeni ve özgür bir yaşamın kurulacağına olan inancımız tamdır…

En Çok Okunanlar

Heqi Armanc: Heftanîn’e yönelik saldırılar Kuzey ve Güneyli bazı ‘ihanetçi Kürtlerin desteğiyle’ gerçekleşti

HPG komutanlarından Heqi Armanc, Kuzey ve Güney Kürdistan'daki etkili gerilla eylemlerine dikkat çekerek, her eylemin balyoz gibi...

HSM Komutanlığı: Tüm gerilla ve öz savunma güçleri hamleye tam katılım sağlayarak öncülük rolünü yerine getirecek

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, tüm birimlerinin faşizmi yenilgiye uğratmak üzere hamleye güçlü katılacağını belirterek, başarılar diledi.

Lekolin: KDP, MİT’e istihbarat sağlamak için araçlara GPS takıyor

Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarını sürdüren Türk Devleti’nin istihbarat teşkilatı MİT ve işgale destek sunan KDP, Duhok’ta...

HPG: Xakurkê şehitlerini saygıyla anıyoruz

Xakurkê’de 11 Eylül günü şehit düşen 3 gerillanın kimliğini açıklayan HPG, “yoldaşlarımız, fedai militan duruşun temsilcileri olarak...

‘Başarmamak için kişinin önünde kendisinden başka engel yoktur’

"Kürdistan"daki soykırım tüm soykırım çeşitlerini kapsar. Sadece fiziki değil kültürel ve her çeşit soykırımdan bahsediyorum. Yani...

İntikâm Birimleri: Hamleye katılıyoruz, faşizmi yıkacağız!

KCK'nin hamlesini sahiplenen İntikâm Birimleri, "Öz savunmada öncü olacağız. Faşizme ait her şeyi yakıp yıkacağız" mesajını verdi....

En Son Paylaşılanlar

%d blogcu bunu beğendi: